TÜRK HAMAMI

Tarihten Günümüze Türk Hamamı

Yabancılara, Türkiye veya Osmanlı deyince akıllarına ilk olarak neyin geldiği sorulsa, çoğunluk "Türk hamamı" cevabını verecektir. Günümüzde artık sayıları parmakla sayılacak kadar azalan hamamlar, yüzyıllarca Osmanlı ve Türkiye kültürünün en önemli ve renkli öğelerinden biri olarak varlığını korudu.

Grand Simay Hotel (Türk Hamamı) 

Geleneksel Türk kültürünü yansıtan çağdaş, hijyenik ve özenli hizmetiyle Türk Hamamı ve sauna vücuduna özen gösterenler için, özel bir mekan. Otel içi ve otel dışından gelen bütün misafirlerimiz bu fırsattan faydalanabilmektedir.

Uzmanlara göre düzenli yapılan kese ve masajlarla vücudun nefes alışverişinin daha rahat ve akıcı bir hale getirmekte, kan dolaşımının yeterli olmamasından kaynaklanan ağrıların giderilmesinde zincirleme bir reaksiyonla kan dolaşımının düzenli hale gelmesinde önemli bir rolünün olduğu öngörülmektedir.

Hamamın Tarihçesi

Hamamın çok eski bir tarihi vardır. Hamam daha Romalılar zamanında biliniyordu. Vezüv Yanardağı’nın patlamasından sonra küller altında kalan Pompei şehrinde yapılan kazılar, Romalıların kullandıkları hamamları ortaya çıkarmıştır. Bu hamamların yalnız temizlik için değil, zevk ve eğlence için de yapıldığı anlaşılmaktadır. Romalılarda sınıf farkı olduğu için, hamamlarda kölelerle asillerin giriş kapıları ve yıkandıkları yerler ayrılmıştı. Roma hamamlarında ayrıca buhar banyosu yeri, soğuk ve sıcak su havuzları da vardı.

Türkler, tarihi asaletleri ile temiz bir millettir. İslamiyet’i kabul etmeleri ve İslamiyet’in temizliğe ait hükümlerini büyük bir titizlikle uygulamaları neticesinde bilhassa, İstanbul’un fethinden sonra burada ve devletin dört bir yanında binlerce hamam yaptılar. Türklerde İslamiyet’in emirlerinin gereği olarak her evde hamam bulunurdu. On yedinci, yüzyılda, yalnız İstanbul’da 168 adet büyük çarşı hamamı vardı.

Türk hamamları başlıca üç kısma ayrılır:

  1- Soyunma Yerleri

  2- Yıkanma Yerleri

  a- Soğukluk

  b- Hamam

  3- Isıtma Yeri: Külhan

1) Soyunma yerleri: Geniş bir sofa ve bunun çevresinde bölmeli sekiler bulunur. Yıkanan kimseler, bu sekilerde uzanıp dinlenirler.

2) Yıkanma yerleri: Soğukluktan geçilerek girilen hamam kısmına denir. Burası da bazı bölümlere ayrılır: “Kurna başı” denilen herkesin teker teker yıkandığı yer, “halvet” adı verilen kapalı ve yalnız başına yıkanma hücreleri. Bir de üzerine uzanıp ter dökülen “göbek taşı” bulunur. Burası, hamamın mermer kaplı zemininden daha yüksek yapılmış ve çeşitli geometrik şekillerde olabilen yerdir.

3) Isıtma yeri-Külhan: Hamamın altında olup burada ateş yanar. Ateşten yükselen alev ve duman, mermer zeminin altındaki özel yollardan, duvar içlerinden geçer, “tüteklik” adı verilen bacadan çıkar.

Külhandaki ocağın üzerinde sıcak su kazanı, onun da üzerinde soğuk su deposu bulunur. Ocağın dip kısmındaki birkaç kanal, hamamın yıkanma yerinin ortasındaki göbek taşının altına kadar uzanır. Ocakta yanan odunların tesirli alev ve dumanları, bu kanallardan göbek taşının altına gider. Bu taşın altındaki karanlık yer çok ısındığından buraya “cehennem” denir.

İstanbul’un hamamları bütün dünyaca tanınmıştır. Eski oluşu bakımından Bayezıt, Çemberlitaş, Hoca Paşa, Fındıklı hamamları, Fatih’te Mehmet Ağa hamamı vs. vardır. Ayrıca zamanla tahribata dayanamayıp yıkılmış hamamlar da bulunuyordu. Hele meşhur konak hamamlarından hemen hiçbiri bugün kalmamıştır. Yalnız Saray hamamları (Topkapı ve Dolmabahçe), ayrı devirlerin mimarlık abidelerine örnek olarak, bugün İstanbul’u süslemektedir. Bunlardan başka, Bursa’nın tabii sıcak ve kükürtlü sularıyla meşhur kaplıca hamamları, Gönen kaplıca hamamları ve Türkiye’nin dört bir yanında serpiştirilmiş kaplıca ve normal hamamlar da vardır.